Şiirim. Leylaya...(2008 Ekim)
Başımın üstünde altından tac
Sandığım biçare cam imiş Leyla,
Onulmaz derdime zehirli ilaç
Kandığım biçare can imiş Leyla...
Ayine-i samedde nedir işin,
Haktan bir rahmettir benden gidişin
Hani sonsuzdu güya sevişin?
Anladım zamanda an imiş Leyla...
Ateşin sönmesin yanma
Leyla'da
Mum'i sen hakkı sanma Leyla'da;
Bulurum, sakın ha kanma Leyla'da
Oysa bir ufacık zan imiş Leyla...
Aşk Var Sevda Var
Hasret bu yakıp da kül eder beni,
Allah ki dikenken gül eder beni...
Gel gör, bu sevda ne eder beni?
Sözlüğümüzde hep ayrılık mı var...
Dağları aşsan da gelsen bana,
Derman olsan derin yarama,
Bilirim, sonunda ölüm var ama
Sözlüğümüzde inan vuslat var, cennet var
Şarkılar seni fısıldar şiirler seni söyler
Garip gönlüm, söyle sensiz ne eyler
Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler...
Sözlüğümüzde inan aşk var, sevda var...
Şiirler sana yazılır sözler sana söylenir...
Aşk bu yakar kül eder, hep böyledir,
Sana son sözüm bil ki şöyledir...
Sende de aşk var sevda var...
Günlerdir uyku girmedi gözüme
Darılırım, gülüp geçme sözüme
Olsun, bir kor da sen at közüme
Bende inan ateş var aşk var...
Yazımı okur isen bir selam at bana
Sevincime bir sevinç daha kat bana
Bir kalbin var onu da sat bana
Bende inan sevda var... Aşk var...
Aşığım Anla Beni
Dualarımda seni istedim her gece
Seni yazdım satır satır, hece hece
Bir evet desen keşke bu gece
Umutsuz aşığım ben, dinle beni...
Güzelsin ama ben değilim sen gibi
Rüzgârım ama değilim esen gibi...
Ruhuma işlemiş sevdan desen gibi...
Umutsuz aşığım ben, anla beni...
Yalvardım sevsin diye yüce Mevla'ya
Yaş kalmadı gözlerimde ağlaya ağlaya
O Rab ki bize bir birimize bağlaya
Umutsuz aşığım ben, çöz beni...
Ya vuslata üç gün kaldı ya ayrılığa
Gel son verelim artık bu gayrılığa
Gelmez böylesi kalp, kırığa
Umutsuz aşığım ben, yak beni...
Bir evet demek beklediğim senden
Duymak iki kelime nefesinden
Yakalayalım aşkı tam ensesinden
Umutsuz aşığım ben, hisset beni...
Nasipte olur ise seveceksin beni
Ya da bir yol gibi ezeceksin beni
Belki de bir kalemde çizeceksin beni
Umutsuz aşığım ben, yaz beni...
Âşık Halil bu yazar da durur
Kendi kendine sorar da durur
Öylece hayaller kurar da durur
Umutsuz aşığım ben, anla beni...
Ben Halâ Sensizim
Sevgiliye...
Yapayalnızken gecenin koynunda
Sığınacak bir sine aramaktayken gönlüm
Ve karanlığında gecenin,
Ortasında terkedilmişliğin,
Karanlık söylerken seni,
Dakikalar seni sayıklarken,
Ben halâ sessizim ben halâ sensiz...
Yazmaya çalışırken seni
Ama başaramazken bir türlü...
Çaresizce bakarken öylece tek bir noktaya
Uzak hayallere dalıp giderken
Ve cevabı bilinmez bilmeceleri çözmeye çalışırken...
Ve zaman son demindeyken
Ben halâ sessizim ben halâ sensiz...
Kaybolurken hayatın tarifsiz ahengi...
Ben ise çizmeye çalışırken bir renkli resim,
Ama halâ bir yerlerde bir eksik var
Halâ tam değil bu tablo
Çizemiyor kalem...
Yazamıyor kalem...
Ben halâ sessizim ben halâ sensiz...
Ayrılık bu kadar zor olmamalı
Değiştirmemeli insanları
Ama değiştiriyor işte
Her şeyin değiştiği gibi...
Her şeyin bittiği gibi...
Geçiyor ömür dakikaları
Geçiyor saniyeler farkında olmadan
Ve ben halâ sessizim ben halâ sensiz...
Tarif edemiyorsun halini...
Ve bir şey bağlıyor sanki dilini...
Konuşamıyorsun
Ama susamıyorsun da...
İçin içini yiyor...
Ve dakikalar geçiyor yine
Farkında değilsin
Ve değilsin kendinde...
İşte aynen böyle...
Ben halâ sessizim ben halâ sensiz...
Bir Türlü
Kan ve gül ikisi aynı renktir
Seven sevmeyen gayrı denktir
Bizim tablomuz hep aynı renktir
Çizsen bir türlü çizmesen...
Bilemedik bir türlü diken ile sökeni
Bal yerine bardağımıza zehir dökeni
Ansızın omzumuza çökeni
Kaldırsan bir türlü kaldırmasan...
Islatıyor gözyaşlarım yastığımı
Kim bilir bağrıma ne bastığımı
'Leyla' diyerek kendimi astığımı
Görsen bir türlü görmesen...
Bilinmez
Özlemin büyüdü bir dağ oldu
Hayat başımıza bir ağ oldu
İyiler öldü kötüler sağ oldu
İyilerden miyiz bilinmez...
Şurda bir garip ölmüş dediler
Gözyaşları sele dönmüş dediler
Diken iken güle dönmüş dediler
Güllerden miyiz bilinmez...
Yârim gitti artık ele döndü
Rüzgâr dindi artık yele döndü
Gözyaşları aktı sele döndü
Ağlayanlardan mıyız bilinmez...
Canan için canı feda ettik
Yarana hoş bir sada ettik
Delicesine bir veda ettik
Sevenlerden miyiz bilinmez.
Aşık Halil der geçer günler
Öter bütün susan bülbüller
Ardından çiçekler güller
Atılanlardan mıyız bilinmez...
Bir Gencin Yolculuğu
Yeni bir gün, yeni bir sabah
Birileri için ümit
Ve kimisi için de umutsuzluktan başka hiçbir şey yok
Yürüyor bir yolcu durağa doğru
Yol bu eğri ve doğru
Başı aşağıda
Toprakta,
Belki toprağa özlem...
Belki de sevdaya özlem...
Ama belli ki Allah'a özlem...
Durakta birkaç kişi
Ve anlamsız bakışlar bir o kadar
Yeni bir başlangıçtan uzak
Dalgın bakışlar
Ve durakta bir kişi farklı olan
Umutla gözleri dolan
İçinde sevda olan...
Düşünüyor...
Düşünceler umutlu, düşünceler büyük
Koyulmaz omuza kaldıramayacağın yük
Tepede görünmeye başladı otobüs
Boş mu dolu mu
Yoksa yok mu kimse belli değil...
Yakınlaşmaya başladı
Akıllarda bir sürü soru cevapsız...
Ve geldi otobüs durağa doğru...
Ve yolcular inatla birbirini aşmaya
Ve farklı genç şaşmaya...
Sırayla mı binildi sırasız mı belli değil...
Saygılı mı saygısız mı o da bilinmemekte...
Ama o genç en arkada
Başı önde
Binmek ile binmemek farklı değil,
Ölmek ile ölmemek gibi
Ya nasip... Dilinde üç hece...
Ya nasip sadece...
Herkes yerine oturdu galiba
Ücretler uzatılmakta teker teker...
Genç ise öğrenci galiba
Kimliğini mi arıyor ne?
Şoförler ona inanmıyor, ya öğrenci değilse...
Ve o da uzattı ücretini
Evet öğrenciymiş
Kimliğinden belliymiş...
Koltuklara baktı öylece
Yer bulurdu belki böylece
Otursaydı keşke şöylece...
Ne kadar da rahat olurdu...
Bir bayanın yanı boş
Otursam mı oturmasam mı suali akılda
Rahatsız eder miyim acaba...
Ani bir ses, şoför tarafından
- Otursana kardeşim!
- Nedir ayakta işin!
- yok, abi ben böyle iyiyim
- kızma mecnunum deliyim...
Dedi içinden... Söyleyemezdi yüzüne
Kavga çıkmasındı, niza olmasındı o yeter...
Elbet bu da geçer...
İsteksizce bir iki adım
Sonra yavaşça bir oturuş
Ama otobüs hızlı
Bir o yana bir bu yana savruluş...
Yolcular belli ki kızgın
Ama ses yok gençte
Ya nasip dilinde üç hece
Ya nasip sadece...
Birden bir ses
- Müsait bir yerde inebilir miyim?
- Tabi abla hemen
- Hayırlı işler
- Biz de insek keşke ölmeden
diye kısık bir ses kulakta
Şoför dikiz aynasından bakmakta
Genç sakin, genç olgun
Genç etine dolgun,
Dilinde ya nasip üç hece
Ya nasip sadece...
Yavaş yavaş sona gelinmekte
Ve yolcular sevinmekte...
Birisinin elinden parası düştü
Bulunmuyor nerede...
Neyse bulundu
Arkadan bir amca dayanamadı konuştu
- Helal paraymış... Kaybolmadı
Gencin beyninde bir fırtına
Sürükledi ardında
Sanki değil kendinde
Böyle bir şey de varmış dinde
"Helal paraymış kaybolmadı"
Herkese oldu da bize olmadı
Ne paralar kaybettik amca
Kim bilir bilinmez onlarca...
Genç de yakınlaştı ineceği yere
İnecekti binmişti bir kere
Sağda indirebilir misin abi
Şoförden bir kelime -tabi...
Otobüs durdu
Genç ayakta
Ve bir yolculuk daha son bulmakta
Son durak...
Basit mi son durak bu kadar
Ya mezar! söyle ne kadar
Bir gün bir an kadar
Belki de yok zaman...
Bu yolculuğun da bittiği gibi
Bitecek ömür dakikaları
Ve gelecek başkaları
Değilsin yalnız
Genç düşündü tüm bunları
Bunlardı şükür anları
Gencin dilinde ya nasip üç hece
Nasipten öte yok ya nasip sadece...
Bir Türlü 2
Çeke çeke bitmedi hasretin
Tam içindeyim gurbetin
Şu aşk denilen şerbetin...
İçemedim bir türlü...
Ne gündüzü ne de geceyi
Ne cümleyi ne de bir heceyi
Şu aşk denilen bilmeceyi
Çözemedim bir türlü...
Resmini gördü ağladı gözüm
Ne ateşim ve ne de közüm
Giderken sana son sözüm
Söyleyemedim bir türlü
Aşık Halil söyler sözü
Ne gecesi var ne gündüzü
Ateş ile koru, közü
Ayıramadım bir türlü
Bugün
Resmini görünce tutuldu dilim,
Yanar iken söndü kandilim
Bilsen bedenimi dilim dilim
Nasıl da kestin bugün
Ya Rab ya kavuştur ya ayır
Ya evet desin ya da hayır
Bilsen yüreğimi cayır cayır
Nasıl da yaktın bugün
Akımı karamı tüm renklerimi
Hep boşa çıkan dileklerimi
Şu bükülmeyen bileklerimi
Nasıl da kırdın bugün...
Âşık Halil der her şey yalan
Yaradandır tek baki kalan
Baksana nasıl da arkandan
Nasıl ağlattın bugün...
Bugün 2
Yaramı sar da merhem ol yarama
Gel de bir beyaz renk kat karama
Sevdamın sonunda ölüm var ama
İzin ver de öleyim bugün...
İçimde bir ateş yanmakta sıcak mı sıcak
Yazık, aşk mı beni darağacına asacak...
Derman ki yok ayaklarımda sana koşacak
Gel de bana güleyim bugün...
Ben de mi bahtı karalılardan oldum
Yoksa kalbi yaralılardan mı oldum,
Hiç idim buralılardan mı oldum
Tanı da sevineyim bugün...
Elâ Gözlü Yar
Ayrılık yüreğimde bitmeyen sancı
Vuslat ki, bana ne kadar yabancı
Can evimden vurdu aşk denen avcı
İlaç sendedir elâ gözlü yar...
Her geçen gün tükenmekte dermanım,
Aklıma geçmiyor gönül fermanım,
Hayallerinle geçmekte her anım,
Gerçek sendedir elâ gözlü yar...
Nasıl da geçti günler bak sensiz
Yüreğime ateşini yak sensiz
Parmağımda nişanın bak sensiz...
Gönül sendedir elâ gözlü yar...
Aşk bu ise kavuşmak niye?
Ölüm var iken buluşmak niye?
Ansızın ortadan savuşmak niye?
Vuslat sendedir elâ gözlü yar...
Sanki dokunsalar düşecek gibiyim
Bir deli rüzgar gibi esecek gibiyim
Gelmezsen eğer ölecek gibiyim
Hayat sendedir elâ gözlü yar...
Hep seni yazdım seni söyledim
Duymazsın ama beni söyledim
Yıllardır hep gelmeni söyledim...
Kavuşmak sendedir elâ gözlü yar...
Fermanımdır Sevgiliye
Merhaba ey sevgili... Yine benim...
Ansızın çıkıyorum karşına,
Korkma benden bu kadar
İnan Gönülden severim...
Söz geçiremem gönlüme
Merhaba ey sevgili...
Bilirim sen de korkarsın benden
Söyle ama niçin neden?
Bir evet diyecek kadar yakınız
Ve uzağız da bir hayır diyecek kadar...
Mesafeler bu kadar uzun işte...
Aynı zamanda kısa...
Bir karar vereceksin bugün...
Bilirim ben gibiler çok çıkar karşına
Ne gönüller vardır da sana bağlı olan,
Ama bir türlü sana açılamayan...
O yüzden düşüncelisin,
O yüzden durgun...
Korktuğun uzaklığımız mı yoksa...
Uzaklık sevdayı mı azaltır
Çoğaltmaz mı sence?
Ben seni uzaklardan sevdim ey sevgili...
Kalbimde büyüdü sevgin...
Belki sevemezsin beni...
Saygı duyarım...
Kalplerdeki köprüyü yaratan kurar,
O kurarsa ne senin elinden bir şey gelir...
Ne de benim...
Her şeyin dizgini O'nun elinde...
Her şeyin anahtarı O'nun yanında
Senin kalbinin de...
Senin gönlünün de...
O ol der ise olacak...
O olma demezse olmayacak...
O kadar işte...
Tevekkül böyle mi sence...
Sana yazdım tüm yazdıklarımı
Okuyabilmen en büyük dileğim...
Sevmesen de olur...
Alışkınım inan...
Ama belki sen sana şiirler yazılmasına alışkın değilsindir
Bunu bozuyorum senin için...
Ve birkaç şiir gönlümden dökülen...
Kabul edersen okumayı, dinlemeyi
Minnettar olurum belki ilk belki son defa...
İşte başlıyorum şiirime...
Buyur dinle gönlümle birlikte
Dinle şair ne söyler...
Neler geçer gönlünden...
Ve elinden gelmeyen neler vardır...
Sana söyleyemediklerini
Gönlüne sığmayanları,
Satırlara nasıl sığdırmıştır...
Dikkat et yanıltmasın seni şiirler...
Bu güzel şiirleri sen mi yazdın da diyebilirsin
Ve ancak bu kötü şiirleri senden başkası yazamaz da diyebilirsin aynı zamanda...
Ama iki ihtimalde de ben yazdım...
Ve arkasındayım yazdıklarımın...
İyi de olsa kötü de olsa... Benim ifadelerim...
Başkasının değil...
Buyur dinle, şair ne söyler...
Ama besmele ile başla....
Bismillah her hayrın başı değil mi?
Hayr olacak sonunda... Evet de olsa hayır da olsa cevabın...
Hakkımız da hayırlısı olacak...
Ben buna inandım ve böyle iman ettim...
Sen de böyle iman et
Şu kırık kalbimle beni...
İster kabul ister reddet...
Buyur işte yazdıklarım...
Düşünme nereden başlarım...
Besmele ile başla...
Ve bitir gözlerindeki yaşla...
Halâ Umutlu Yüreğim
Her günüm bir umuttu,
İsminin anılışı ansızın,
Ve her kapı çalınışı, her telefon sesi...
Cıvıltısı kuşların,
Ve bakışları çocukların
Halâ umutlu yüreğim...
Paramparça da olsa kalbim
Kokmasa da bardağımdaki gül
Yanmasa da masamdaki mum
Konuşamasa da şu dilim,
Halâ umutlu yüreğim...
Gözlerimden aksa da yaşım
Eğilse de her an başım
Solsa da yüzüm ve gözüm
Bir bir geçse de zaman...
Öylece baksam da ardından
Halâ umutlu yüreğim...
Ağlatsa da gelmeyişin,
Bir türlü sevmeyişin,
Durma git deyişin,
Halâ umutlu yüreğim...
Koysalar da adımı mecnun,
Kes deseler de umudun,
Bilsem de gelmeyeceğini,
Beni sevmeyeceğini...
Ben halâ umutluyum...
Gelme Artık Neye Yarar
Sevgiliye...
Umutlarım tükendi artık sözler boş
Gözler yaşardı artık eller boş
Sen yoksun ya artık günler boş
Gelme artık neye yarar...
Seni anmayan diller yalan,
Seni söylemeyen sözler yalan,
Sana ağlamayan gözler yalan...
Gelme artık neye yarar...
Bu hasrete can dayanmaz...
Bu yaraya kan dayanmaz
Sözlerine can dayanmaz.
Gelme artık neye yarar...
Seni söyler, yazar kalem
Bir yazar bir bozar kalem
Mezarımı kazar kalem
Gelme artık neye yarar...
Halime ağlıyor tüm kuşlar,
Yalana döndü tüm bakışlar,
Aha döndü tüm yalvarışlar,
Gelme artık neye yarar
Bıraktığın güllerin bak soldu artık
Gözyaşlarıyla gözlerim doldu artık
Vuslat zamanın doldu artık
Gelme artık neye yarar
Yaramdan döküldü kurtlarım
Yarım kaldı hep umutlarım
Gelmedin ya yine kutlarım
Gelme artık neye yarar...
Gönül benim sevda benim
En güzel elveda benim
Boşta kaldı ya ellerim
Gelme artık neye yarar...
Akşam olup, gün batıyor yine
Bak saçlarım ağarıyor yine
Azrail kendine çağırıyor yine
Gelme artık neye yarar
Gurbet elde kaldım yetim
Ahirete aldım biletim
Lime lime oldu etim..
Gelme artık neye yarar
Unutmuş dediler yarin,
Kalmadı artık mecalim
Sorarsan işte budur halim,
Gelme artık neye yarar...
Aşık Halil der ben buyum
Bazen ateşim bazen suyum
Kazılmış arkamdan kuyum
Gelme artık neye yarar.
Hasret
Sözün hiçbir fayda vermediği
Sadece gözlerin konuştuğu zaman...
Aklın hiçbir şeye ermediği...
O aşık olduğum an...
Hüzünlü bir akşamın,
Gözyaşıyla dolu anında
Bilemem nerelerdesin şimdi sevgili yar.
Gönül efkârının bilemem hangi gamında
Söyle mekânın neresi? Hangi diyar.
Yanına gelebilir miyim bilemem, şimdi...
Tutabilir miyim ellerini doyana dek?
Bilemem belki de bu son gelişimdi?..
Kim bilir göremem ölene dek...
Biliyorum sev diyemem sana şimdi...
Başka gönüller senin diyarın
Bu sana son sev deyişimdi.
Mutluluk yurdu olsun diyarın...
Bu son sözüm bu son satırlar
Sözün fayda etmediği an...
Gönlün bu sözleri hatırlar
İsmimi andığın zaman...
Leyla..
Bir kuytu köşede bulurlar bir gün ölü,
Sandılar bir defa değil her gün ölü,
Aşamadan gitmiştir o muazzam çölü,
Leyla, kavuşamadım ona ağlarım...
Dediler durmaz ağlardı her gün gözü,
Yoktu artık ne gecesi ne gündüzü,
Ölmeden bir türlü o muazzam sözü,
Leyla, söyleyemedim ona ağlarım...
Gecesi karışmış dediler gündüzüne
Anlam verilmez olmuş artık sözüne
Sonsuza giderken son defa yüzüne
Leyla, bakamadım ona ağlarım...
Nereye Bu Gidiş...
Daldım ansızın derin bir uykuya
Nereye söyle nereye bu gidiş
Attım da kendimi derin kuyuya
Nereye kadar bu zalim bekleyiş...
Gözümüz görmez oldu önümüzü
Umutsuzluklar kapladı yüzümüzü
Kaybettik artık eski ünümüzü
Nereye söyle nereye bu gidiş...
Yüreğe korku saldı bakışlar
Bir noktada kaldı bakışlar
Ömrümüzden çaldı bakışlar
Nereye söyle nereye bu gidiş...
Kölesi olduk gitti dünyanın
Yanında olamadık yananın
Nefreti öylece aşk sananın
Nereye söyle nereye bu gidiş...
Çözüldü çözülmeyen bilmece
Daldı gözlerim gitti öylece
Bu şiir de son buldu böylece
Nereye söyle nereye bu gidiş.
Seni Yazdım...
Anlayamadım sözlerini,
Yalan mıydı yanlış mıydı yoksa
Bilemedim...
Uykusuz geçti bazı günlerim...
Kendimden geçtiğim de oldu, söyleyemedim
Eziklik de duydu yüreğim...
Ağladım bazı günlerde ama senden sakladım bunları
Yüreğinde ağlamak yoktu senin hep gülmek vardı
Ben ise bir bulut misaliydim sanki
Umutlarımda ağlamak vardı...
Kan rengi olurdu bazen yanaklarım
Ellerini tutmak isterdim ama yapamazdım tüm bunları...
Anlayamazsın...
Yakarsın da yüreğimi farkında olamazsın bir türlü
Ben yanarım da, sen yakarsın
Uzun bir yakıştır bu
Köz ile ateş farksızdır
Ezer de geçer sözlerin ama dedim ya değilsindir farkında...
Âşık oldum desem inanır mısın?
Yoksa güler misin bilmem
Ben severim ama bir türlü söyleyemem...
Utanırım, ya sevmezsen, gülüp geçersen bilemem...
Kendim değilim sanki bir başkasıyım artık
Elleri boş ver ne olur ben varım artık ne kadar da çok yanmışım anlayamazsın
Aşk bu yakar kül eder olmazsın farkında
Yüreğin ateş, yüreğin yangındır
Bilemezsin ne ile söndüreceğini
Unutmak istersin ama unutamazsın bir türlü...
Kırık döküktür kalbin kırılmıştır bir kere
Ellerin düzeltemez, sevgin düzeltir ancak...
Arkandan bile bakmazsın bilirim gideceğini
Yürekten severim ama bilirim sevmeyeceğini
Bu hayatın nasıl geçeceğini
Umursamayacağını, ezeceğini
Kendimden geçeceğimi
Ellerin olup gideceğini...
Aslında bu şiir sana değil ama sen kendine farzet
Yanlışlar olacak hayatında elbet
Ben de o yanlışlardan birisiyim
Umursama beni herkese yaptığın gibi
Kendine iyi bak benim gibi
Ellerin boşta kalmaz umarım
benim gibi...
Sevgili Yar
Daldım da gözlerine bir garip oldum
Bir türlü kavuşamadım muzdarip oldum
Kırılmaz çeliktim ince bir ip oldum
Söyle vuslatın ne zaman sevgili yar...
Uzaklık aşkı büyütür dermiş büyükler
Önümüze güzellikleri sermiş büyükler
İnşallah seni bana vermiş büyükler
Söyle kavuşmak ne zaman sevgili yar...
Geceler nasıl geçiyor bir bilsen
Gelip de gözyaşlarımı bir silsen
Sevmesen de yine de bil sen!
Söyle kavuşmak ne zaman sevgili yar...
Sesini duymadı hiç kulaklarım
Beyaza büründü bak saçlarım
Bilmiyorum nereden başlarım
Söyle kavuşmak ne zaman sevgili yar...
Her gün ayrı bir ızdırap bana
Sensizlik çölde serap bana
Sen de bir güzellik yap bana
Söyle kavuşmak ne zaman sevgili yar...
Sevdan bak nasıl da eğdi başımı
Bilemedim düşmanımı arkadaşımı
Bağrıma bastım gönül taşını,
Söyle kavuşmak ne zaman sevgili yar
Suskunluk...
Bugün bana bir hal oldu
Sustu şu dilim lal oldu
Son sözü gitme kal oldu
Bir türlü kalamıyorum...
Diken idim güle döndüm
Kuş idim bülbüle döndüm
Ateş idim küle döndüm
Bir türlü yakamıyorum...
Saçlarıma bir ak düştü
Dalımdan yaprak düştü
Bahtıma ağlamak düştü
Bir türlü ağlayamıyorum...
Kıymet bilinmez acı çekmeden
Ağlayıp gözyaşı dökmeden
Bir söz söyle dedi; gitmeden
Bir türlü söyleyemiyorum...
Aşık Halil der hep severim
Diken diken olur tüylerim
Bazen susarım bazen söylerim
Bir türlü diyemiyorum...
Unutmak Mı?
Bugün daha gamlı daha ağır eskisinden
Gözler görmez, kulaklar sağır eskisinden
Şimdi daha da çok bağır eskisinden
Unutmak mı seni, asla cananım.
Sözlerin vursa da gönlümüzden
Yaşlar dökülse de gözümüzden
Bizler ki dönmeyiz sözümüzden
Unutmak mı seni, asla cananım.
Yalnızlık bitecek gelecek vuslat
Şaha kalkacak artık küheylan ve at
Sen ayrılığa bir de ölüm kat
Unutmak mı seni, asla cananım.
Artık bizim limanımızda gemiler
Bahçemizde kokacak yaseminler
Bitsin artık bu ahlar eninler
Unutmak mı seni, asla cananım...
Bir umuttur ki rengi pembedir
Bir aşk ki sanki canan tendedir
Bir dert ki dermanı sendedir,Unutmak mı seni, asla cananım...
Umut...
Kimine göre ay ışığını seyretmektir,
Ve kimine göre ıslanmaktır yağmurda...
Bazısına göre yarındır,
Veya bir kapı çalınışı ansızın
Ve bir ismin anılması farkına olmadan
Ve bazen de makbul bir duadır umut...
Beklemektir gelmesini seher vaktinin,
Koymaktır seccadeye alnını
Huzura erebilmektir,
Dökebilmektir seccadene gözyaşını umut...
Günlerin geçmesini göze almak
Yılları ardın sıra bırakmak
Gitse de, peşinden el sallayabilmektir umut...
Bilsen de gelmeyeceğini,
Seni sevmeyeceğini,
Gözyaşlarıyla dolsa da ellerin
Bahçende kalmasa da güllerin...
Baharı bekleyebilmektir umut...
Şarkılar unutmayı fısıldasa da kulaklarına
Şairler unutmayı yazsa da inatla,
Sevdiğin kazsa da mezarını
Toprağa girebilmektir umut...
Her geçen gün kapın çalmasa da inatla
Umutsuzluğa sürüklese de her şey
Sıkıntıdan yesen de tırnaklarını
Kırsalar da bacaklarını
Doğrulabilmektir umut...
Hıçkırıklar kesse de nefesini
Duymasa da kimseler sesini
İnadına aksa da gözyaşların,
Silebilmektir umut...
Düşünceler yiyip bitirse de beynini
Başını alıp da ellerin arasına
Sorsan da bu ben miyim diye kendine
Ve cevabını veremesen bir türlü
Tanıyamasan da kendini,
Bulabilmektir umut...
Düşünsen kendimi yaksam mı diye
Mezarımı kazsam mı diye
Yoksa assam mı diye
İpi boğazına değil,
Eline, yüreğine dolayabilmektir umut...
Gecenin bir yarısında
Seher vaktine yakın...
Sabahtan uzak,
Güneşten uzak,
Yarından uzak,
Ve Leyla'dan uzak
Leyla'yı yazabilmektir umut...
Yalnızlığım...
Hasret...
Kelimeler bu kadar basit olmamalı
Ve güller bu kadar çabuk solmamalı bahçelerde...
Dostlarımla paylaşamam yalnızlığımı
Sadece bana ait bu yalnızlık...
Upuzundur...
Geceyle paylaşır,
duvarlarla konuşur anlaşırım...
Duvarda bile iz yapar söylediklerim...
ama sevdiğimin yüreğine söz geçiremem işte
Geçiremeyeceğim de bu gidişle...
Anlattım...
Böyle işte...
Bülbül ötmez benim bağlarımda...
Gece uçan yarasadır yanı başımda
Ve bir de gönlümdür ki uçan, uçar da konamaz bir yerlere
Konacak bir yeri yoktur çünki...
Kalmamıştır...
Farkı yoktur yarasadan...
Anlamıştır...
Geceleri tatlı rüyaların ortasındayken, sen uyurken yatağında
O sana şiirler yazmaktadır,
Ama sen olmazsın farkında...
Bir çift göz bırakırsın ardında
Ağlayan...
Ve sızlayan bir yürek...
Belki bilerek ve belki de bilmeyerek...
Biliyorum...
Yazmakla geçecek tüm günlerim
Ellerim hep yine boşluğu tutacak ellerin yerine...
Her geçen gün bunun kanıtı...
Yokluğun en büyük delil idamıma...
Ama bak ölemedim
Kendimi gömemedim bir türlü
Geceyi bir toprak gibi farz edersen eğer...
Gece örttü beni...
Onun arkasına sığındım sensiz gecelerimde
Hem vefasız da değildi o...
Sen gibi...
Bilemem belki de ben gibi...
Gözlerim kapansa da yazıyor bak ellerim
Dün de yazmıştım...
Bugün de yazdım...
Ve belli ki yarın da yazacağım...
Ya sen gelene kadar
Ya ben ölene kadar...
Ölsem de yazdıklarım kalacak arkamda
Ben dokunamadım ya ellerine
Sayfalarım dokunacak...
Ben bakamadım o gözlerine
Kelimelerim bakacak...
Ben konuşamadım bir türlü seninle,
Cümlelerim konuşacak...
Şu Gönül...
Böyle imiş yazımız ağlamak gerek
Bir akarsu misali çağlamak gerek
Yüreğini ateşle sevgi diyerek...
Yak da sevinsin şu gönül...
Kömür ile elmas birdir gözümüze
Bir sevda ki vurur durur özümüze
Bir kere de olsun şu yüzümüze
Gül de sevinsin şu gönül..
Sabahlar hep aynı geceler aynı
Kelimeler değişmedi heceler aynı
Cevapsız sorular bilmeceler aynı
Çöz de sevinsin şu gönül...
Yaz Oralardan...
Mektubum ulaşırsa bir haber sal bana,
Hasretin ki şerbettir, bal bana,
Oralardan bir hasretlik türküsü, çal bana,
Sevmek böyle mi olmalı yaz oralardan
İlk görüş, inan ki sevmeme yetti
Bilemezsin sevdan nasıl mecnun etti
Bu hasretlik ki bak nasıl mahvetti
Sevmek böyle mi olmalı söyle oralardan
Bu satırlar ki bir bilinmeyenedir
Bekliyorum aylardır senelerdir
Bilemem ki yerin nerelerdir...
Hasret böyle mi olmalı yaz oralardan
Dostlarım güler geçer halime
Sordular derdimi avamla âlime,
Tercüman oldu bana iki kelime
"Seni Seviyorum" böyle mi olmalı çiz oralardan
Kor ateşlerin içinde yandım yıllarca
Sevdanı hasrete bandım yıllarca
Heceler, cümleler, satırlarca
Seni sevmek böyle mi olmalı yaz oralardan...
Yaşlandık...
Yürüyorum...
Yol mu uzun, yoksa kısa mı ayaklarım...
Düşünceler belirsiz
Yürüyorum... Belki de anlamsızca, manasızca...
Yolda ansızın düşen ben olmayayım dünkü adam gibi?
Ne farkım var ki ondan...
Belki birkaç nefes daha fazla, birkaç adım
Ve sonra... Son söz, gençliğime doyamadım...
O derin kuyu,
Ben de düşmeyecek miyim herkes gibi...
İki metre mi? Nasıl dururum ben orada?
Sığamazken dünyada...
Ölüm, benim tek bekleyenim
Ben yürüdükçe o koşar
O koştukça ben yürürüm...
Buluşacağız bir zaman...
Yürüdüğümün farkında değilken
Gönlüm nerelerde koşuyor nasıl anlarım?
Dostlarım, canlarım...
Rüzgâr okşar, saçlarımı
Bilmiyordum ellerinin bu kadar sıcak olduğunu...
Rüzgâr...
Senin gibi de değilim,
Savrulamıyor, savuramıyorum...
Seviyorum ama biliyorsun söyleyemiyorum
Sevdiğimin bile farkında değilmişim
Çiçeğim ama biliyorum gül değilmişim...
Karanlık koyu...
Üç insan boyu...
İçimde yanmayı bekleyen bir ışık
Olamaz! yüzüm ne kadar da kırışık...
Dünya...
Olmamalısın bu kadar karışık...
Aynı yol...
Farksız...
Taksi yine aynı yerde...
Duraktaki insanlar da aynı ama
Değiller on sene öncesi gibi
Ağaran saçları mı?
Kırışan yanakları mı?
Eğilen dudakları mı? Çözemiyorum...
Yok, yok on sene önceki ben ben değilim şimdi...
Omzum çökmüş genç değilim ben şimdi...
Ben, ben değilim şimdi...
Yoksun
Yoksun...!
Dakikalar bir saat gibi, saat ise bir yıl
Yıl ise bir ömür gibi artık,
Hatıraların da yok,
Ve resmin de yok ellerimde
Ellerim boşluğu tutuyor,
Yüreğim de umudu kovalıyor...
Ve bardağımdaki mum sönmeye mahkûm
Acılarım ise dinmeye değil...
Yaz yaz değil bir güzü yaşatmakta
Bir deryada kaybolmuş gibi yüreğim
Ve dakikalar seni sayıklamakta
Ve boğulmuş gibiyim bir deniz ortasında
Ötelerden de öte...
Uzaklardan da uzak,
Ateşten de ateş
Sen yoksun...
Gözlerindeki bakışın
Yüreğime öylece akışın
Ve ne yazın ne de kışın
Bu mevsim halâ tam değil
Bu mevsim halâ eksik
Sen yoksun...
Tüm bunlara rağmen umutluyum
Bir ümit muştusu yüreğim
Ama bu resim halâ eksik
Bu şiir halâ tam değil...
Sen yoksun...
BEN NASIL YANMAYIM
Ömrüm bir pamuk ipliğine bağlı sökülmüş gidiyor
Gözlerimden bak nasıl yaşlarım dökülmüş gidiyor...
Boynum öylece bükülmüş gidiyor...
Ben nasıl yanmayım kardaşlar dostlar...
Bir ibret tablosudur artık halim
Bulamadılar devamı avamla âlim...
Gidemedim yârime sağ salim
Ben nasıl yanmayım kardaşlar dostlar...
Bu zalim sevdayı sen seçtin dediler
Bak nasıl da kendinden geçtin dediler
O’nun için zaten bir hiçtin dediler...
Ben nasıl yanmayım kardaşlar dostlar...
Yandı gönlüm seneler boyu
Hep seni yazdım geceler boyu
Kelimeler heceler boyu
Ben nasıl yanmayım kardaşlar dostlar
Küçücüğüm...
Daha çok yıllar var önümüzde
Bu koskoca dünya dar önümüzde
Yağmurları aştık, kar önümüzde
Aşabilecek miyiz küçücüğüm...
Günler geçti görmeden yüzümüzü
Aktı gözyaşları silmeden gözümüzü
Ölmeden birbirimize o son sözümü
Söyleyebilecek miyiz küçücüğüm...
Bu gün de geçti bak farkında olmadan
Gönül bahçemde güllerin solmadan
Bir kez de olsa ömür vaktim dolmadan
Kavuşabilecek miyiz küçücüğüm...
Bir tas çorba, bir de kuru ekmek
Nakış nakış gönüle sevgi ekmek
Sevdayı kalbimize ilmek ilmek
İşleyebilecek miyiz küçücüğüm...
O KADAR...
Yazılmayı bekleyen kelimeler
Anlamsız mı bu kadar
Kulağımda anamdan kalma ninniler
Hatıralar işte, o kadar...
Ömrüm bak şimdi neye esir
Aşk paydası olmayan kesir
Şarkılar ona şiir ve nesir...
Yazdıklarım işte o kadar...
Çölden çöle, düştüm de geldim
Şimdi gerçeğim düş’tüm de geldim...
Selam vermeden küstüm de geldim
Sevdam işte bu kadar...
Gel gör de bir bak şu halime
Ne Ayşe, ne Betül ne Halime
Dilimde bir tek kelime
Fatma... İşte o kadar!
ÖZLEDİM...
İçimde duran bir ürperti karanlık
Dalıyorum bir noktaya, bir anlık
Boğazımda aşktan örülü gerdanlık
Sana gelmeyi özledim küçücüğüm...
Aç gönül kapını ben çalayım bugün
Gözlerine bakıp da dalayım bu gün,
Son bir kez yanında kalayım bu gün
Senle olmayı özledim küçücüğüm
Bir kayıp şehirdeyim, yerim bilinmez
Derman yoktur dizimde, ferim bilinmez
Seni seviyorum yar derim bilinmez...
Sevdiğimi söylemeyi özledim küçücüğüm...
Gözlerim bak nasıl da sel gülüm
Bir kalbin var onu da ver gülüm
Bu gece rüyalarıma gel gülüm
Rüyalarımda olmanı özledim küçücüğüm...
Gün gelir devran döner elbet
Bardağımdaki mum söner elbet
Yârim gitti ise döner elbet
Yanında olmayı özledim küçücüğüm
Yüreğimde özlemin sarsın beni
İçine bak gözlerimin anlarsın beni
Bir canım var, Azrail alsın beni
Kollarında ölmeyi özledim küçücüğüm.
SON ANLARIM...
Bir türkü çalar hep aynı beste
Ağlarsın aldığın her nefeste
Hapsolurken aşk denen kafeste
Hayalin geldi kapıma dayandı...
Bak çiçek açmadı dallarımda
Eski derman yok kollarımda
Ne yazık, en mutlu anlarımda...
Ayrılık geldi kapıma dayandı...
Dur durak bilmez bu gönül
Senden ayrı gülmez bu gönül
Beklerim derken bir ömür
Azrail geldi kapıma dayandı...
Ayrılık zehrini içtim yandım
Sevda çayırını biçtim yandım
Hamdım piştim yandım
Ölüm geldi kapıma dayandı... |