ADEM: Ya kardeş o kadar yazdım uzun uzun, yok efendim çok uzunmuş yok bunu yıllığa koymazlarmış, yenisini yaz dedin alsana yenisi. Al. Aldınmı? Yaşadıklarımızıda, duygularımı da anlatmaya bu sayfa yetmez. Dostluğunu, delikanlılığını, sivri zekanı, yüreğini, bileğini… hangi birini sayayım kardeş. Sen beni biliyosun, ben seni. Bana uyupta yaptıkların için beni affet. Beni unutma demicem zaten unutamazsın (sen sana unutturmam;) Allah seni yağmurlu havalardan, kırmızı ışıklardan korusun kardeş (Güzelim Lancer’larıda senden korusun;). En zor günlerimde yanımda oldun. En zor günlerinde beni araki (tabi ulaşabilirsen), vefamı gösterme şansım olsun. Bana çok şey öğrettin. Herşey için hakkını helal et. (iki damla gözyaşı:((

NEVZAT: Şu okulda benden sonra en ciddi , en sert ve en efendi kişiyi sorsalar kesinlikle ilk önce seni gösterirdim. Az dayağını yemedim ama olsun Kadir ağabeyimiz döverde severde. Şaka bir yana beraber dört seneyi bitirdik ya, bu dört senede aklımda kalanları saysam senin antepten getirdiğin nevaliler olurdu heralde.
( baklava, pestil, fıstık ) anteplilerin ve Fenerbahçelilerin en delikanlısına sevgilerimi sunarım. Umarım hayatta her şey istediğin gibi olur kardeşim.

SEVAL: sınıfımızsın “ Deli Kadir “ idir. Aslında dıştan bakıldığında o kadar ciddi bir görünüşü varki eğer aynı ortamı paylaşmak kısmet olmasaydı heralde hiç konuşmaya cesaret edemeyeceğim birisi hatta birde acayip sivri dili var ki Allah gazabından korusun bizi. İşin şakası özünde çok iyi niyetli, kimseye haksızlık edecek biri değil bunu anladım. Mence delikanlılık diye bir şey varsa o gerçek delikanlıdır. Ayrıca Hasan = beyaz spor ayakkabı + beyaz çorap ve beyaz elbiseleriyle mükemmel bir üçlü grubu.
Hayat sana güzel bir eş, mutluluk ve sağlık getirsin. Ayrıca 2’yi seçiyorum.

BACO II : Oy oy  oy bakın kim geliyor. O bir delikanlı, o bir kaya kadar sert, o bir agresif,k bak bu kelimede güldüğünü görür gibiyim. Bacı yüzün hiç değişmemiş. Hala o Türk filmlerindeki deli kadir’sin. Baco bilmem hatırlarmısın; Ankara’ya ilk geldiğimiz gün beni kayıt sırasında Sincan bölge müdürlüğüne sevketmiştin helal olsun vallaha. Olum bana bak beraber geçen bu koskoca dört yılı unuturum deme. Bak ben senin takıldığın mekanı da biliyom, gidip orda burada konuşuyormuşsun ben de o mekanları bilirim ayağını denkal. Olum ne kadarda deli olsan benim kardeşimsin istesende unutamazsın o yılları. Alemin sert abisi “Deli Kadir” Allah’a emanet ol. Hakkını helal et.

TUĞRUL: kardeş evin en iye aşçısı sensin ayrıca balkona pvc kaplanmaz tamam. Yav ne adamsın tamam sen su mor akıyor desen ben kabul ediyorum bence bir mahsuru yok. Açıkçası psikopat adamı severim ama senin ayarın biraz fazla kaçmış. Eyi adamsın eve geldiğinden beri evin havası değişti. Ayrıca kafamı bozma bütün hikayeni biliyom valla yazarım. Bu yıllığı milyarlar okuyacak….çayla geldim.

FİLİZ: 2yıldan beri sana takılırdım ya  “şu kalemi versene bana” diye sonunda bıktırdım seni, kalemi aldım. Zafer benim J. İnsanlar konuşmadan sadece gözleriyle çok şey anlatırlar. Üzüntüyü, sevinci,k mutluluğu, umutsuzluğu okuyabilirsin bu insanların gözlerinden. Gözleri çok şey anlatır da sözleri hiçbir şey anlatmaz, bana göre hoş sohbetsin, güldürüyorsun insanları, gülüyorsun da onlarla beraber ama o zamanlarda bile bir şey var sanki o gözlerde bu durumun aksini söyleyen. Belki geçmişle, belki bugünle, belki gelecekle ilgili bir şey. Dün geçmişte kaldı, gelecek de birgün mutlaka gelecek ve yaşanacak,k planlı veya plansız. Biliyorsun ki önemli olan bugün. Bugün için yaşa,k kbu günü güzel yaşa. İyi ol, iyi kal…..

UĞUR:Hatırlarmısın bir sınav döneminde Fatih sen ve ben sizde ders çalışıyorduk. O uyumlu kıyafetlerimizle gecenin bir yarısı hava almaya çıkmıştık. Tabi daha sonra kıyafetlerimiz gırgır konusu olmuştu. O gün tek yapmadığımız ders çalışmaktı. Evin bir iş hanında olması da bunda etkiliydi. Solunda top oynamak hepsinden cazipti… geçen güzel günler anlatmakla bitecek gibi değil. Ömür boyu mutluluklar dileğiyle. Allah(cc) yar ve yardımcın olsun.

HAKAN: Merhaba benim efendi, saygılı, cömert arkadaşım. Seninle arkadaşlığımız boyunca çok güzel günlerimiz oldu. Bize ikram ettiğin maklubeleride unutmamak lazım. Tüm güzellikler her zaman seninle olsun. Unutmamak ve unutulmamak dileğiyle…

MURAT: Dostum seninle geç başlayan dostluğumuzun her zaman süreceğine inanıyorum. Sınıfımızın en karizmatik en sinirli en yardımsever en delidolu insanı. Seni çok özleyeceğim inşallah okul bitincede görüşeceğiz. Deli Kadir Abi, senden bi isteğim var lütfen sinirlerine hakim olmaya çalış…

NAGİHAN: Bir insan şaka yaparken bu kadar ciddi nasıl olur anlamıyorum. Bu konuda çok yeteneklisin, haberin olsun. Hayatımda hiç unutamam evinizdeki çaydanlığı. O an kalpten gidiyorum sandım ya… Tamam belki çok rahatsız ettik, çok kahrımızı çektin, ama bu da yapılmaz yani. Ciddi görünen kişiliğinin altında dost canlısı biri var aslında. Seni her gördüğümde “Zayıfladın mı?”diye soruyordum ya. Ne zaman, nerede karşılaşırız bilmiyorum ama ne kadar zayıflamış olursun kimbilir…

ZELİŞ: Herkesi yanıltan Hasan, aslında göründüğü gibi ağzı var dili yok bir tip değildir. Nereden çıkardığı hala araştırılan esprileri ile çevresindekileri gülmekten kırar geçirir. Onu dinleyen bir pişman, dinlemeyen bin pişman. Anlattığın Gaziantep akşamlarını görmek ve Gaziantep yemeklerini tatmak nasip olmadı ama eminim ki senin kadar mükemmeldirler. Meşhur beyaz ayakkabıların o kadar temiz oluyordu ki, kendimi onlara basıp gri ayakkabı haline getirmekten alıkoyamıyordum. Biz kızların ayakkabıları bile bu kadar beyaz değildi. Ayakkabılarını gri yaptığım için değilde hırsıma kapılıp ezdiğim ayakların için özür dilerim. Zekiliğini ders dışı faaliyetlerde kullanan, her ortama ayak uydurabilen, samimi ve içten, çevresindekileri seven ve gerektiğinde koruyan dostumsun. (Beyaz çoraplarını yıkamak zorunda kalacak gelecekteki yengemize şimdiden kolay gelsin demeyi de bir borç biliyorum.) yaşamın her zaman beklediklerini, özlediklerini, istediklerini getirmesi dileğiyle!.... Sportmen Dostum.

NEŞE: Bana izlediği komik reklamları anlatmaya çalışan ama her seferinde izlediğimi öğrenince anlatmaktan vazgeçen arkadaşım! Ev arkadaşlarının Deli Kadiri! Çatık kaşlarınla aslında bu isme çok yakışıyorsun. Beyaz çorapların, beyaz ayakkabın ve beyaz kıyafetlerin senin olmazsa olmazların. Hem ne anlama geliyor beyaz. Ben çok temiz bir insanım mesajını mı veriyorsun? Ama yemezler Len Deli Kadir! Yılbaşı gecesi uykun geldiğinde hadi yatın artık len, bende uyumak istiyorum dercesine bakışın ama sonra gözlerindeki umudun sönüşü. Ve uykusuzluğa talim edişim ve tabi yaptığın güzel yemekler… insanları güldürmene rağmen içinde bir yerlerde hüznün gizli olduğunu düşünüyorum. Kimseye kendini açmıyorsun. Her zaman az ve öz konuşuyorsun. Seni hiç unutmayacağım hak ettiğin mutluluğu bulman dileğiyle!!

TUGİ: Haso!!! Evin en yakışıklısı, en haşin, bi o kadar da agresifine…  Olim iyiki Fenerbahçelisin renk kardeşim benim. Parklarda dertlerimizi paylaştığımız günler unutulur mu be… Özeli mözeli bilmem ama adam kesin hacdan gelmiş. Hııı!!! Demelerin yokmu. Abi sen büyüksün ben bunu öğrendim ve susmaya karar verdim. Olim senle konuşurken kendimi hep tartışmanın içinde buluyorum ve sonra “sözünün arkasında dur!” demen yok mu adamı öldürür. Abi bundan sonra hep sabahları koşalım. Şunu da bil olim Antep’in eniştesi olacağım. Hiçbir zaman irtibatı koparmayalım.. Tımaaamm mı……

NURGÜL: İyi ki tanımışım dediğim insanlardan birisin. Konuşma ve davranışlarında kalbinin bir çocuk kalbi kadar temiz ve iyi niyetli olduğunu düşünmüşümdür hep. Umarım sert tavırlarımla kalbini kırmamışımdır. Hep mutlu  ve huzurlu olman dileğiyle.

SEFA: Hasan seninle biraz kötü tanıştık bilirsin karekök meselesi. Ama öle devam etmedi ALLAH’tan ben transfer oldum. Sonra Safranbolu İzmir falan ve evdeki anılar. Papaz daperle resti görürüm biliyon tabi sende görüyon ama boşver ilk ben gördüm banane. Ya ben bu yazı yazma işini hiç sevmiyom aklıma bişiy gelmiyo. Ha aklıma geldi bi de maçlarda iki metre yükselip vurman yok mu bitiyom o hareketine her maçta yapıyon (yapmadıklarını karıştırma şimdi). Bana ders vercen mi abi yükselme dersi ben zıplayamıyomda. Neyse yeter bu kadar sırada bekleyenler var daha. Sıradaki…

BAŞBEKEN SEDAT DİLSİZ: Anteplim!... Hasan Bi. Yeni yaşınla birlikte, artık yeni topun ile oynayabilme düzeyine eriştin… bayağı büyümüşsün oğlum görmeyeli” kocaman çocuk” olmuşsun! “6ileri abi, 6 ileri; geri vites yok!” felsefesinden vazgeç artık. Agresifliği bir kenara bırak. Faullü hareketlerden uzak dur. Rauf ve Mehmet sendromundan da bir an önce kurtul. Yoksa seni uçan ve döner tekmeler eşliğinde; yapçakilerle işini bitiririm! Orta parmağımla döverim seni! Ayrıca “Street Fighter” oyunundaki o psikolojik deliye dikkat et! Yakalanıyım deme! Yoksa sana “baff! Baff!” yapar. Kardeş düşüncelerimi “çeât peât” anlatmaya çalıştım işte… dostum makara bir yana, hayatının akışı hep su gibi yumuşak, tatlı olsun ama sakın renksiz olmasın! (Renkli olsun ama sarı-lacivert hariç! YAŞASIN CİMBOM!!!). bizi hatırlar ararsan, duanı esirgemezsen yeter be kardeş…. Allah’ın selameti üzerine olsun!...

HAKKI:Davadan davanın tarifini yapacak seviyede kendimi hiç görmüyorum. Ama hasan dendiğinde hep dava aklıma geldi. Bu içten duruşuyla, samimiyet, içtenlik ve özellikle dürüst oluşuyla gönlümüzde dostlar tahtına oturdu. Hasan kardeşim, kardeşim diyorum biz anı yola baş koyduk. Ben icazet verecek makamda değilim. Kardeşim ortamını iyi seç kendi karakterine duygu ve düşüncene uygun bir ortam seni doğru yoldan sırtı (sıratı müstakim ) ayırmaz.  Yani şunu demek istedim huzuru almada sana şahadet edecek insanlar senin gibi güzel bir insanı yarı yolda bırakmasın. Bana söz hakkı verilirse benim tavrım net olacak sen bunu biliyorsun. İyi kötü beraberliklerimiz oldu. Buradaki iyiliklerin diğer tarafa da intikal etmesi dileğiyle mutlu ve huzurlu ol kardeşim.

   

Hacı Hasan Akköz

akkoz_hasan@hotmail.com